Muzaffer Ozak’ın yolu, Avrupa’ya düşmüş. Namaz vakti gelince etrafa bakınmış, bir kilise dışında müsait bir yer görememiş. Papazdan rica ederek, namaz kılmak için müsaade istemiş. Papaz yer göstermiş ve onların başında durarak namaz kılışlarını seyretmiş. Namazdan sonra yanlarına yaklaşarak, Muzaffer Ozak’a:“Gördüğünüz gibi, biz sizin bizim ibadet yerimiz olan kilisede namaz kılmanıza müsaade ettik; hadi siz de bizim camide ayin yapmamıza izin verin!” demiş. Muzaffer Ozak:“Hayır, bu mümkün değil.” demiş ve eklemiş:“Biz, sizin peygamberleriniz olan «Hazreti Musa» ve «Hazreti İsa»ya inanıyor ve onları seviyoruz. Hadi siz de bizim peygamberimiz olan Hazreti Muhammed Mustafa Sallallahu Aleyhi ve Sellem’e inanın ve O’nu sevin; ondan sonra buyurun camimizde istediğiniz ibadeti yapın!”
14 Ekim 2009
Tasavvuf
| etiketler:
Tasavvuf |
Yorum Yok

Çağdaş tıp müthiş bir hızla ilerliyor ve yeni tedavi yöntemleri geliştiriyor. Bunlarla daha sağlıklı olmayı beklerken acaba daha çaresiz hale mi geliyoruz? Her geçen gün yeni bir hastalık ortaya çıkıyor ve hastalıkların direnci artıyor. Bu da görünüşte daha etkili, ancak gerçekte daha tehlikeli ilaçların denenmesi anlamına geliyor. Ameliyatlar, gen teknolojisi, kimyevi ve nanoteknolojik ilaçlar, sezaryenler, yapay besinler, kan ve organ nakilleri gerçekten de kaçınılmaz yöntemleri? Tüm bunlarla tedavi olabiliyor muyuz, yoksa gittikçe daha fazla mı hasta oluyor, ilaçlara bağımlı hale geliyoruz? Sağlıklı olmak bu kadar zor ve karmaşık olabilir mi?
Biyolog ve Doktor Aidin Salih, Gerçek Tıp’ta, unutulan şifa kaynaklarını, çağdaş insanın karşılaştığı tüm sağlık sorunlarına karşı kullanılabilecek biçimde tekrar canlandırıyor.
Gerçek Tıp, hastalıkların gerçek sebeplerini, hastalıklara karşı çaresiz olmadığımızı, ilahi kanunları çiğneyerek şifaya ulaşılamayacağını ve yitirdiğimiz şifanın izini tekrar sürebileceğimizi anlatırken, sade ve hikmet dolu bir gerçeğe işaret ediyor.
Tüm sağlık meselelerinin gerçek bir tıp yaklaşımıyla ele alındığı bu çalışmayla “az yiyerek” ve “doğru beslenerek” sağlığınızı koruyabilir, önerilen tedavi yöntemleriyle hastalıklarınızdan kurtulabilirsiniz.
“Allah, şifasını vermediği hiçbir hastalığı yaratmamıştır. Onu bilen bildi, bilmeyen de bilmedi.” (Buhari, Kader, 4)
Türkiye’de geçen yıl 3,2 milyar dolar civarında olan online ticaret hacminin 2010 yılında 10 milyar dolara çıkması bekleniyor.
Dünyanın en büyük elektronik ticaret şirketi eBay’ın Türkiye iştiraki GittiGidiyor.com’un Genel Müdürü Cenk Angın, 2 milyon 200 kayıtlı üyesi, 500 binden fazla günlük ziyaretçisi ve bir milyonun üzerinde günlük satış fırsatıyla Türkiye’nin en büyük elektronik ticaret platformu haline geldiklerini belirtti. Angın, eBay’ın Türkiye için hazırladığı rapora göre 2007 yılında 3.2 milyar dolarlık e-ticaret gerçekleştiğini, bu rakamın 2010 yılında 10 milyar dolara çıkmasının beklendiğini söyledi.
Hizmet alışverişlerinin yanı sıra sanal mağazalarda tüketim mallarına yönelik e-ticaret oranının ise 500 milyon dolar seviyelerinde olduğunu anlatan Angın, Türkiye’nin e-ticaret konusunda henüz yolun başında olduğunu, ancak bunun sektörün büyümesi açısından sağlıklı bir durum oluşturduğunu, tüketicilerin güvenebileceği çevrimiçi mağazalar arttığında e-ticaretin de artış göstereceğini belirtti.
DOLANDIRICILIKTA GERÇEK HAYATA DİKKAT
Angın, tüketicinin internetteki sahtekarlıklardan çok gerçek hayattaki dolandırıcılıklara dikkat etmesi gerektiğini vurguladı. Vatandaşların elbette e-ticarete başlamadan önce mağduriyet riski olmayan alışveriş sitelerini tercih etmesi gerektiğini dile getiren Angın, şunları söyledi: ”Daha sonra da bankaların sanal kartlarıyla rahat bir alışveriş yapabilirler. Ayrıca, bilgisayarlardaki virüs ve benzeri tehditler karşısında da hazırlıklı olunmalı. Tabii gerçek hayattaki riskler de unutulmamalı. Kredi kartları ödeme için görevlilere verildiğinde de numaraları tespit edilip yabancı kişiler tarafından kullanılabilir.”
22 Ocak 2010
Ajanda
|
Yorum Yok